YÖRENİZİN GÖZ BEBEKLERİNİ COĞRAFİ İŞARET TESCİLİ İLE KORUYUN

Kültürel mirasımızı koruyarak, geleneksel bilgi ve deneyimlerimizi belgeleyip aslı bozulmadan gelecek nesillere aktarabilmenin en önemli yolu coğrafi işaret tescili ile ölümsüz hale getirmektir.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 34. maddesinde coğrafi işaret “Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işaret” olarak tanımlanır. Kısacası, bu ürünler kalitesi ve ünü belirli bir coğrafi kökenden gelen, toplumların düşünce yapısı ve yaşam tarzının gelenekler yoluyla kültüre işlenmiş halleridir.

Coğrafi işaret, diğer sınai mülkiyet haklarının aksine kişiye özgü değil anonim koruma sağlar. Yani, söz konusu coğrafi işareti kullanma hakkı yalnızca başvuru sahibine değil, sicilde kayıtlı özelliklere uygun olarak üretim yapan üreticilere de aittir. Dolayısıyla, coğrafi işaret koruması hem uygun yöntemlerle üretim yapan üreticiyi hem de tüketiciyi korumaktadır. Tescile uygun geleneksel üretim yöntemlerinin korunduğu ürünler sayesinde tüketiciler doğru ürünlere ulaşabilmektedir.

Yüksek kâr düşüncesi sonucu içeriği değiştirilmiş ürünlerin pazarlarda yaygın olarak yer alması karşısında daha bilinçli davranan tüketici; üretim yönteminden, sosyal, çevresel ve kültürel etkilerinden haberdar olduğu geleneksel ürünlere yönelmektedir. Coğrafi işaretler ile korumaya alınan ürünlere olan güven artmaktadır. Coğrafi kimliğe sahip ürünler ve bu ürünlerin üretildiği yöre ve üretim metotları arasındaki ilişki belirtilerek tüketici nezdinde ürünün kalitesi ile ilgili güven sağlanmış olur. Gıda ürünlerinde olduğu kadar kültürel değerlerin korunması için de özel üretim yöntemleri tescillenerek kültürel miraslarımıza sahip çıkılabilmektedir.

Coğrafi işaretli ürünlere olan güven, ürünlere olan talebin artmasına sebep olmaktadır. Artan talep sonucu tescile uygun olarak üretilen ürünler sürdürülebilirliği destekler ve ürünün yetiştirildiği yöredeki kırsal kalkınmayı destekleyen en önemli araçlardan biri olur. Ürünün geleneksel özellikleri bozulmadığı için orijinalliği korunur. Bu durum üretici ve tüketici arasında güven duygusu oluşturur ve tüketicinin haklarının korunmasına yardımcı olur. Üreticiyi haksız rekabete karşı korur. Tüketicinin güvenini kazanan ürünler ulusal ve uluslararası pazarlarda yer edinerek ülke ekonomisine de katkı sağlamaktadır.

Tescilde yer alan bilgilere göre üretim yapılması ürünün doğru üretimi için oldukça önemlidir. Koruma altına alınan her bir coğrafi işaretli ürünün, tescil belgesinde yer alan denetim komisyonu vasıtası ile, sicilde belirtilen özelliklere uygun olup olmadığı kontrol edilmektedir. Bu denetimlerin gerçek ve doğru olarak yapılması ürüne ait özelliklerin korunması için oldukça önemlidir. Denetim komisyonu ürünün üretimi, piyasaya arzı veya dağıtımı aşamalarında veya ürün piyasada iken kullanımının tescilde belirtilen özelliklere uygunluğunun denetimine ilişkin her türlü faaliyeti denetlerken, 10 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe giren Coğrafi İşaret ve Geleneksel Ürün Adı Amblem Yönetmeliği kapsamında ürüne ait amblem kullanımını da denetlemekle yükümlüdür. Ürünün kalite garantisi olan ve tescilli ürünler üzerinde yer alan amblemler, bu ürünlerin tescil belgelerindeki üretim kurallarına uygun olarak üretildiğini belgeleyen ve tescilleyen Türk Patent ve Marka Kurumunun gözetiminde yapıldığının göstergesidir.

Amblemler tüketicilere ürünün köken ve niteliklerini anlatır. Bu amblemler sayesinde tüketiciler ürün seçiminde titiz davranabilmekte ve piyasaya arz edilen ürünlere olan güven artmaktadır. Aynı zamanda amblem uygulaması üreticileri taklitçiliğe karşı da korumaktadır. Ayrıca amblemler, coğrafi işaret hakkı tecavüzlerine son vermekte etkili bir rol oynamaktadır. Böylelikle bir taraftan coğrafi işaretli ürünleri tercih eden tüketicilerin beklentilerinin karşılanması, diğer taraftan da tercih edilen ürünlerin gerçek üreticilerinin emeklerinin karşılığını alması sağlanmaktadır. Amblem denetimi ve tescile konu olan kavramların denetimi sonucunda da coğrafi işaretli ürünler geleneksellik bozulmadan nesiller boyu aktarılabilecektir.

Ülkemiz her yöresi, her beldesi ile zengin kültürel birikimlere sahiptir. Bu kültürel birikimlerin ve geleneğin iç içe geçerek harmanlandığı, havasının, suyunun, toprağının ve insanının çevreyi verimli kıldığı; Anadolu’nun kültürel kodlarının gizlendiği ürünlere coğrafi işaret tescili verilmesine öncülük edecek çalışmalar yapılmalıdır. Sonuç olarak gıda çeşitliliği kadar kültürel çeşitliliğin de kayıt altına alınması ve korunmasında oldukça öneme sahip olan coğrafi işaretli ürünlerin tescille korunması son derece önemlidir.

Share