KONUM BİLGİSİ AKTARIMINDA PATENTLİ BİR TEKNOLOJİ: GPS

GPS bugün hayatımızı kolaylaştıran teknolojilerden biri. Hızlı şekilde konum bilgisi almamızı ve aktarmamızı sağlayan bu sistemin çıkısı ise askeri gereksinimler nedeniyle oldu. 1940’lı yıllardaki bazı navigasyon teknolojilerine dayanan GPS, zaman içerisinde askeri kullanımla sınırlı kalmayıp çok farklı alanlarda boy göstermeye başladı.

GPS (Global Positioning System) yani Küresel Konumlama Sistemi, öncelikli olarak askeri gereksinimler için geliştirilmiş uydu tabanlı bir radyo navigasyon sistemidir. Ortaya çıkısının 1940’lı yıllarda olduğu bilinen bu teknolojinin kaynağı, iki farklı sisteme dayanmaktadır. Bunlardan biri 2. Dünya Savası sırasında kullanılmaya başlanan ve daha sonra bir dönem kullanılmış olan LORAN isimli gemi ve uçakların konumlarını belirlemeye yardımcı bir navigasyon ve konumlandırma sistemi, diğeri ise DECCA isimli bir radyo navigasyon sistemidir. İki  sistemin ortak noktası olan konum belirlemeye yönelik teknoloji, zaman içerisinde gelişerek GPS teknolojisinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. GPS, ilk etapta askeri planlamalarda, konum hesaplamalarında ve güdümlü roketlerin kontrolünde kullanılmıştır. Mevcut GPS sistemi, yıllar içerisinde farklı eklentiler ve farklı buluşlarla gelişerek bugün olduğu haline gelmiştir.

GPS’in son haline getirilmesi ve güçlendirilmesinde Bradford Parkinson, Roger L. Easton ve Ivan A. Getting isimli fizikçi ve mühendisler katkı sunmuştu.

Her ne kadar GPS’e kaynaklık eden teknolojinin ortaya çıkması 1940’lı yıllara dayansa da mevcut teknolojilerin sentezlenmesi ve GPS’in geliştirilmesi 1970’li yılları bulmuştur. 1973 yılında Pentagon’da Savunma Navigasyon Uydu Sistemi (DNSS) konusunu ele alan toplantıda, çeşitli kararlar alınmış ve DNSS programı aynı sene ‘’Navstar veya Navigation System Using Timing and Ranging (Zamanlama Kullanımı ve Menzilleme Navigasyon Sistemi)’’ adını almıştır. Tam anlamıyla kullanılmaya başlanması ise 1990’lı yıllara kadar sürmüştür.

Bu sistemin son haline getirilmesi ve güçlendirilmesi ise Bradford Parkinson, Roger L. Easton ve Ivan A. Getting isimli fizikçi ve mühendislerin çalışmaları ile mümkün olmuştur. Bu ekip, mevcut GPS teknolojisinde olmayan bazı noktaları bulmuş ve mevcut GPS teknolojisindeki açıkları tespit ederek yeni bir alternatif geliştirmiştir.

Böylelikle LORAN ve DECCA sistemlerinden ortaya çıkan ve zaman içerisinde gelişerek 1990’lı yıllarda tam anlamıyla kullanılmaya başlanan bu sistemin çok daha nitelikli ve kapsamlı bir versiyonuna erişmek mümkün olmuştur.

GPS’in tam anlamıyla kullanılmaya başlanması 1990’lı yılları bulmuştur.

Askeri amaçlarla ortaya çıkan GPS’in kullanımı, çeşitli savaşlar sonrasında son bulmamış ve farklı alanlara taşınmıştır. 2004 yılında askeri kullanımdan farklı olarak ilk defa, gelirinin büyük bir kısmını patent lisanslarından elde eden Qualcomm cep telefonları için GPS denemeleri yapılmıştır. GPS teknolojisi savaşlar ve cep telefonları gibi örneklere ek olarak birçok ilgi çekici alanda da kendini göstermiştir. GPS’li can yelegi, GPS’li ayakkabı hatta GPS içeren takılar ve GPS içeren tasma aparatları için patent başvuruları yapılmıştır.

Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir