TÜRKİYE’NİN İNOVATİF KAHVE MARKASI: ARABICA

2014 yılında Ankara’da ilk şubesiyle faaliyete başlayan Arabica’yı sadece bir ”coffee house” olarak tanımlamak, sanıyoruz ki yeterli olmayacaktır. Bugün çok sayıda şubeye ve üretim tesisine sahip olan Arabica, bir girişimcilik tutkusunun ve üzerine düşünülmüş bir AR-GE sürecinin ürünü. Sektörde kendini bir girişim ve AR-GE firması olarak konumlandırmayı başarmış, sosyal sorumluluk projeleri ve inovatif yatırım fikirleriyle dikkat çeken Arabica’nın hikayesini, markanın kurucusu Avukat Sertaç Yalçın’dan dinledik. Sizi bu keyifli röportajımızda Arabica’nın yenilikçi yönleriyle tanışmaya davet ediyoruz. 

Arabica’nın hikayesi nasıl başladı? Asıl meslekleri avukat ve mimar olan bir çift, kahve sektörüne girmeye nasıl karar verdi?

Benim bu konuyla ilgili her zaman söylediğim biz söz var; bu bir çalışılmış şans. Üniversitede hem okuyup hem çalıştığım yoğun bir dönem oldu. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Üniversite hayatımın neredeyse tamamında çalıştım. Bu süreçte hem baristalık konusunda deneyim kazandım. Kahveye olan merakım bu dönemde başladı. O dönemki ilgim, araştırma ve bilgiye dönüştü. Her zaman hayalim olan işletmeciliği, girişimciliği Ankara’ya geldikten sonra deneyimleme fırsatı yakaladım. Kendimizin keyif alacağı, yiyip içebileceği, eşimizi dostumuzu ağırlayabileceğimiz ve hizmet sektöründe yer alabileceğimiz bir iş hayal ediyorduk.

Bir müvekkilimin Ankara Tepe Prime’daki dükkanını küçültme düşüncesi, hayalimin gerçekleşmesinde ilk adım oldu. Eşim Mimar Elif Hanım’la birlikte bir konsept oluşturduk. Müziğinden gıdasına keyif alabileceğimiz bir mekân hayal ettik. Böylece ilk Arabica Coffee House şubemizi açarak hayallerimizi gerçekleştirdik. Çocukluğumdan beri gelen girişimcilik hevesim, avukatlık mesleğinin de sunduğu fırsatla bir realizme dönüştü.

İlk şubemiz iki yıla yakın zarar etti ama sabır ve inançla devam ettik. O noktada büyüme başladı. 2018 krizinde küçük bir yavaşlama oldu. Pandemi ilan edildi, bu dönemin bizi yavaşlatacağını beklerdik ama beklediğimiz gibi olmadı. Pandemide 17 şube açarak büyümeye devam ettik. Bizler aslında sadece bir ‘’coffee house’’ değiliz, aynı zamanda girişim ve AR-GE firmasıyız.

Kahve kültürü eskiye göre çok daha yaygın. Zincir markalar, butik kahveciler gibi birçok seçenek var. Fakat Arabica bu seçenekler arasında çok sayıda şubesi olan ve her geçen gün hacmi büyüyen bir marka olarak dikkat çekiyor. Bu başarıyı neye borçluyuz?

Biz misafirlerimize kendimizin tüketmediği hiçbir şeyi sunmuyoruz. Bir de övgü ve beğeniyi bir sorumluluk gibi görüp gelişime devam etme hevesi çok önemli. Ayrıca iş birlikleri, ülkene hizmet etme isteği de bu noktada çok kıymetli. Biz birçok devlet kurumu ve sivil toplum kuruluşuyla sosyal sorumluluk projeleri yapıyoruz. Çalışma arkadaşlarımızla birlikte hedefler, alt hedefler koyup buna göre ilerlemeye ve kalıcı bir değer üretmeye çalışıyoruz. Hatta global arenada da ülkemizi temsil eden bir imaj oluşturmak için çabalıyoruz. Bu noktada bir hassasiyetimiz olduğunu söyleyebilirim.

Ayrıca global markaların verdiği her şeyi veren ama bunu butik kahvecilik anlayışıyla yapan bir markayız. Üçüncü dalga kahveciliği hedefleyen ama ikinci dalga kahveciliği reddetmeyen bir köprü olarak hem kalite hem lezzet hem de konseptimizi son tüketiciye sunuyoruz. Tüketici de bizim enerjimize ve samimiyetimize karşılık veriyor. Tüm bu başarılarımızın üstüne şimdi de diyoruz ki asıl serüvenimiz 2024’te başlıyor. Bu süreçten sonra neden bizi tercih ettiklerini çok daha net hissedecekleri, markamızdan da beklentilerini fazlasıyla alacakları bir döneme giriyoruz.

Yakın zamanda Ankara’da ‘’ Tastopia Taste Factory’’ adında bir fabrika açtınız. Bu üretim tesisinde neler üretilecek, Arabica raflarında artık bu fabrikadan çıkan ürünleri mi göreceğiz?

Bizim markamızın iç sloganı ‘’Fark yarat, öncü ol’’; iddialı bir iç sloganımız var. Bu kurduğumuz Tastopia isimli fabrikada da biz ‘’tasty’’ ve ‘’ütopya’’ kelimelerini birleştirerek ‘’lezzetin bugünü ve yarını’’ fikrinden yola çıktık. Özetle ‘’fark yarat öncü ol’’ sloganı kapsamında ortaya çıkan bir üretim geliştirme tesisi diyebiliriz. Biz burada kendi ekmeklerimizi, sandviçlerimizi, tatlılarımızı, kasa önü satışlarımızı, kruvasanlarımızı, çikolatalarımızı üretiyoruz. Şöyle bir fark yaratmak istiyoruz: Piyasada lezzetleri, ambalajları hemen hemen aynı olan çok sayıda ürün var. Kalitelerinde farklar olsa da genel imaj olarak birbirine ciddi benzerlikler barındırıyor. Biz istiyoruz ki kendi ürünlerimiz tüketicide ‘’bu Arabica ürünü’’ dedirtsin, ayırt edici olsun. Tüketici bizdeki ürünün üzerindeki markayı görmese bile ‘’burası Arabica’’ desin. Farklı lezzetleri yüksek kaliteyle sunmak istiyoruz. Vegan, glutensiz, light ürünler üzerinde de çalışıyoruz. Bu üretim tesisi sayesinde tüm taleplerimizi kendimiz karşılayacağız.

Girişimci ve marka sahibi bir avukat olarak marka tescilinin önemi hakkında neler söylersiniz?

Olmazsa olmaz. Hatta sadece marka değil, tüm fikri sınai hakların tescille korunması çok önemli. Endüstriyel tasarım, patent, logo, slogan… Her unsur çok önemli. Bizim patent tescili konusunda da bazı aksiyonlarımız olacak. Süt dozajlama makineleri, sos ve şurup dozajlama makineleri gibi cihazlar üzerinde çalışıyoruz. Belki devamında bu konuda bir üretim tesisi kuracağız. Satın aldığımız bir marka var. Bu markanın ruhsatlandırma işlemlerini yapıp deprem bölgesinde tesis kurma düşüncemiz var. Fikri sınai mülkiyet haklarıyla ilişkilendirebileceğimiz çok sayıda üretimimiz olacak. Bu noktada özgün üretimlerin tescil edilmesi konusunda hassas olunması gerektiğini düşünüyoruz. Haksız rekabetin önlenmesi adına çeşitli yönetmelikler olsa da sınai hakların korunması her zaman destekleyicidir. Size net bir duruş sağlar. Marka, patent gibi unsurların tescil sürecinin yürütülmesi, düzenli takip edilmesi çok önemli. Profesyonellik ve uzmanlık gerektiren bir iş. Hatta son olarak şunu ekleyeyim; bizim sektörde hukukçular hizmet sunduğu ismi pek tescil etmez ama Yalçın isminin hukuk alanındaki marka tescili de bana aittir.

Bir markanın ayakta kalmasını ve büyümesini sağlayan unsurlar size göre neler?

Markanın büyüyebilmesi için tercih edilebilir olmak gerek. Marka olmak demek, işletmenize çok kişinin gelmesi, çok ciro yapmanız demek değildir. Seçenekler arasında tercih edilebilir olmak gerekir. Tercih edilebilir olmanın ise iki ayağı var. Birincisi tüketiciye olmazsa olmazları sunabilmeniz; ikincisi de ‘’fark yarat öncü ol’’ sloganımızda olduğu gibi farklılıkları ve yenilikleri takip etmeniz ya da bu farklılıkları kendiniz geliştirip sunmanız. Birçok global marka, müşteri deneyimi birimleri kuruyor. Artık müşterinin sizde iyi bir deneyim yaşamasını sağlayacak bir bütünlük lazım. Oturma alanlarından sunduğunuz lezzete, çalışanlarınızdan işletmedeki müziğe her şeyin uyum içinde olması gerekir. İşte o zaman tercih edilebilir oluyorsunuz. Biz de tercih edilebilirliğimizi sürdürülebilir hale getirmeye odaklanıyoruz.

Arabica markasını gelecekte ne gibi yenilikler bekliyor, Arabica’yı yeni üretim tesisleri, yeni şubeler ya da inovatif fikirlerle görmeye devam edecek miyiz?

Yeni yatırımlarımız, AR-GE ve ÜR-GE çalışmalarımız her zaman devam edecek. Halka arza hazırlanan bir firmayız. Mesela ‘’iyi tarım yapalım, kendi fabrikamızdaki ürünleri de kullanalım hatta organik tarıma geçelim’’ fikrinden hareketle bir tarım arazisi aldık. Elma hasadımızı yaptık. Yeşil enerji ve sürdürülebilirliği destekleyelim diye bir arazi alıp üzerine güneş enerjisi santrali kurduk, yeni yılda üretime başlıyoruz. Bugün sürdürülebilirlik projelerimizin içine hayvan refahını alıp kafessiz üretimi destekleyeceğimiz bir sürece giriyoruz. Çok sayıda girişim ve yatırım fikrimiz var. Kendi karton bardaklarımızı kendimiz üretmek, güneş enerjisi santralimizi büyütmek bu fikirlerden bazıları. Temel hedef, dışa bağımlılığımızı en aza indirip, farklı iş kolları oluşturarak asıl iş kolumuzu beslemek.

Sertaç Yalçın diyor ki;

Bence Türkiye’deki en değerli marka…Koç

En çok kullandığım marka… Arabica

Bence yüzyılın icadı… Çok fazla seçenek geliyor aklıma ama drone’lar diyeceğim. Drone’lar bugün çok farklı alanlarda kullanılıyor. Amazon’un depolarında drone’lar 3 dakikada bir canlı sayım yapıyor. İnanılmaz verimli.

Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir